neler oluyor? canım sıkıntılı... bu havalar mı deli ediyor beni nedir?
galiba mevsimler kadar karışığım...

kar yağmış olsa, her taraf bembeyaz... istanbul’un kiri-pası kar altında kaybolmuş... kar topu oynayan, kardan adam yapan çocuklar... üşümekten burunları kıpkırmızı olmuş... gece sokak lambalarının aydınlattığı sokağın tablomsu görüntüsü... arada bir uğuldayan rüzgar... sobalar, patlayan mısırlar, kestaneler... uzaktan evimize dolan “booozaaa” sesleri... ertesi gün okul tatil olsa. sıcak yatağımızda “yarın ne yapacağımızı” düşlesek... cansın “bu kar çok soğuk, sobada ısıt” diye ağlasa yine, ben kahkahalarla gülsem...

bahar gelsin... ufak ufak kuş sesleri yayılsın etrafa. bahar dalları çiçek versin, minicik pembe beyaz. toprak canlansın mis gibi ot kokusu yayılsın ciğerlerime, yeşil yeşil... papatyalar, leylaklar, zambaklar toplayayım sevdiklerime... hafta sonları şehir dışına çıkayım. tavuklar, kazlar, minicik kuzular seveyim... kelebek peşinde koşturayım, ama yakalamayayım... uç uç böceklerini uçurayım kırmızı kırmızı... incecik giyineyim, güneş ısıtsın kıştan kalan bedenimi...

yaz gelsin.. varsın terletsin beni... soğuk sulara atlayayım, soğuk sular içeyim... denize gideyim, güney olsun, kuzey olsun ne farkeder? varsın denizin iyot kokusuna karışmış olsun güneş yağlarının kokusu... sabah erken saatlerde resimler çizeyim renk renk... çıplak ayaklarım kumlara bassın kızgın... deniz kabukları toplayıp kolyeler yapayım... akşam yıldızlar göz kırpsın kumsalda... yakamozlar dans etsin karşımda... kumlara uzanıp sırt üstü, yıldızlar seçeyim çocukluğumda yaptığım gibi... cansın denize ilk kez giriyor olsun “bu suya neden çok tuz dökmüşler” diye sorsun, ben yine kahkahalar atayım... gece yaz yağmuru yağsın, denizin karanlık sularında yüzeyim ılık ılık, başımda yağmur taneleri, ayaklarımda yosun...

sonbahar gelsin... rüzgarı hissedelim birlikte... kabullenemesek de yazın gidişini... yapraklar yavaş yavaş, kızarsın kırmızı olsun, turuncu, sarı olsun... sanki yeni bir resim sergisi açılmış olsun çevremizde... sonbahar havaların soğuyacağını muştulasın, bir yandan da ağaç yapraklarını sıcak renklerle donatsın; renkler ısıtsın beni. yapraklar yavaş yavaş dökülsün yerlere... halı olsun ayaklarımızın altında, bastıkça şarkılar söylesin... o sesleri dinledikçe şairler şiir yazsın. besteler yapılsın; ayrılıklar, sevdalar, kavuşmalar üzerine.
yağmur yağsın ama şemsiye kullanmayayım(!) uzun uzun yürüyeyim, sırılsıklam döneyim sıcak evime, sarılayım battaniyeye... yanımda şarkılar, türküler söylesin bir ses... geçmişe dair... geleceğe dair...
ben mevsimlerimi çok özledim... çok!